02-19-2012, 13:22
|
#1
|
Admin
Seviye: 76 [    ] Aktiflik: 2822 / 2822 Güç: 2038 / 2038 Deneyim: 26%
|
Düz(İstenilen) Ütopyalar
| Efsunkar 'in Mesajı |
Olumlu,düz,olabileceğin en ideali olan toplum tasarımları...Model olması amacıyla yazılmışlardır.
Olumlu ütopya(eutopia) olarak, düşünce tarihinde anılan ütopyalardan ilki;
Platon’un devlet ütopyasıdır.
Platon, "devlet" adlı eserinde ideal devletin nasıl olması gerektiğinin altını çizmiştir.

Platon’un devletinde toplum üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (çiftçiler, zanaatkârlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler(bilginler-filozoflar). Çalışan-işçi- sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılarken, bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlıksal bütünlüğünü savunur. Yöneticiler sınıfı ise yönetim görevini icra eder. Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir. Platon’un ütopyası, kendisinden sonraki ütopyacı ve devlet yöneticilerince örnek alınmıştır.
Diğer bir olumlu ütopya örneği ise, Thomas More'un ütopya ülkesidir.

Thomas More eserinde aynı şekilde Platon gibi, ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir ve değişim aracı(para), ihtiyaç olmadığından yoktur. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitime tabi tutulurlar.
Bir diğer olumlu ütopya örneği de; Campanella’nın, “güneş devleti” adlı eseridir.

Campanella’nın güneş ülkesinde her şey ortaktır. Özel mülkiyet ve aile yoktur; eşlerin seçimi yönetimce yapılır ve kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Kentte yaşayan herkes dört saat çalışır ve geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır ve adları güç, akıl ve sevgi anlamına gelen üç yardımcısı vardır.?
Fârâbî’nin Ütopyası

Platon’dan etkilenen Fârâbî, "Medinet’ül Fâzila" (Erdemli Şehir) adlı eserinde böyle ütopik bir devlet tasarlamıştır. Ona göre, insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Sağlıklı bir organizmada bütün organlar nasıl uyumlu bir şekilde çalışıyorsa, toplum da böyle olmalıdır.
Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır. Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini(zeki,dürüst, doğruluğu seven hafızası kuvvetli) kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.
Bir düz Ütopya örneği de Gulliver’in Gezileri (Jonathan Swift):

Macera tutkusuyla yola çıktığı geminin batmasıyla minik insanlar ülkesine düşen Gulliver; ilk yolculuğunda Lilliput’lulara yardım etmesine karşılık, onların düşmanı olan Blefuscudia ülkesi insanlarını tamamen Lilliput’luların kölesi yapmadığı ve karşı tarafın donanmasını ellerinden aldığı için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelir. Zorlukla İngiltere’deki evine dönen Lemuel, yeniden değişik heyecanlar yaşamak isteğiyle dolunca bu kez Hindistan’a gitmek amacıyla “serüven” adlı bir gemiye biner. Gemi yolda kaybolarak bir sahile çıkarlar.
Gulliver, diğer yolcu ve gemicileri de kaybederek kendisini devler ülkesinde bulur. Burada bir köylü kendisini farkedip alarak evine getirir ve dokuz yaşındaki kızı Glumdalclitch’i eğlendirmesi için alıkoyar. Brombdingnag ülkesindeki devler, Lilliput halkına karşıt, kaba ve hoyrat insanlardır. Glumdalclitch’in babası Gulliver’i diğer devlere kafes içinde sergileyerek para kazanma hevesindedir. Birgün adam onu kraliçeye satar. Gulliver küçüklüğünden dolayı ezilme, farelere yem olma gibi çeşitli tehlikeler içinde yaşamaktadır. O ülkeden de kaçmayı başaran Lemuel, ülkesine döner ama yine birgün yollara düşecektir: Bu kez korsan saldırısına uğrayan gemisinden alınıp tek başına bir sandalla denizin ortasına bırakılır. Zorlukla çıkabildiği Barnibaldi adlı uçan adada yaşayan Laputa ülkesinin insanları hayatta sadece iki şeyle ilgilenmektedir: müzik ve matematik. Burada da giysileri vücutlarına uymayan, evleri ters duran normal boyuttaki insanların yaşadığı soyut bir dünyanın içinde bulur kendisini. Bu dünyada her şey tersine işlemektedir. Bu ülkede de çeşitli serüvenler yaşayan Lemuel Gulliver sonunda insanlardan soğumaya, giderek nefrete dönüşen bir tepki duymaya başlar. Onu, bu düşüncelerinden Kaptan Mendez’in sabırlı tutumu kurtaracaktır.
*
Alıntı
|
Efsunkar 'in imzası
|
|

Sözü akıl ile söyle,bilgi ile süsle..
|
|
|
|
|