01-10-2012, 12:45
|
#1
|
Admin
Seviye: 76 [    ] Aktiflik: 2822 / 2822 Güç: 2038 / 2038 Deneyim: 26%
|
Kasidenin Bölümleri,Çeşitleri
| Efsunkar 'in Mesajı |
Kaside Nedir ?
Kasideler, genellikle birini övmek veya yermek amacıyla yazılan şiirler, daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur
Türk edebiyatında 13 yüzyılda kullanılmaya başlanır Nazım birimi beyittir Beyit sayısı 33-99 arasında değişirKasidenin ilk beyitine matla denir Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül metali veya zül metalidir Kasidenin son beyitine makta , şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir
"Kasideler birini övmek veya yermek için yazılan şiirlerdir"şeklindeki tanım,bunun nazım şekli değil de nazım türü olduğunu ortaya çıkartırOysa kaside adı şiirin nazım şekliyle alakalı bir durumdurBu açıdan bakıldığında kasideleri belirli bölümlerden oluşan ve gazellerden daha uzun yazılan belli bir kafiye örgüsü olan(aa ba ca da)nazım şeklidir diye tanımlamak daha doğru olacaktır Kasideyi övgü ve yergi şiiri olarak tanımlarsak övgü ve yerginin yapıldığı farklı nazım şekilleriyle yazılmış bütün şiirleri bu gruba dahil etmemiz gerekirMesela şair gazelinde bir kişiyi övdü ise onun da kaside olduğunu iddia etmemiz gerekir ki bu da bizi açmaza sürüklerAynı şekilde bütün hicviyeleri kaside olarak adlandırmamız gerekirMesela Ziya paşanın meşhur terkib-bendlerini(erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar,rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan) kaside olarak kabul etmemiz gerekir Kasidelerde illaki övgü veya yergi olacak şartı yoktur
Meselâ şair bahariyye içinde tamamen baharın güzelliklerinden bahsetmişse bunun içinde övgü ve yergi aramak abes olacaktır
Özellikle İstanbul'dan uzak kalan şairlerin divanlarındaki kasidelerde bir devlet büyüğünü övmekten ziyade bu tür övgü dışı konuların anlatıldığı eğer incelenirse görülecektir
Aynı hatalar gazel için de yapılmaktadırGazel kadın aşk şarap konulu şiirler demek değildirGazel bir nazım şeklidirEn az 3 beyittirBeyit sayısı kasideler kadar fazla değildir3 beyitten az olan gazellere nâ-tamam gazel denirYani tamamlanmamış"
Kasidenin Bölümleri
1 Nesip (Teşbib)
Kasidenin ilk bölümüdür, şiir yönünden en ağır bölümdür Genelde 31/99 beyit olur Şair bu bölümde betimleme yapar ; kadın, kış, at, bahar vs Baharın tasviri yapılıyorsa: Bahariye, kışın tasviri yapılıyorsa: Şitaiye, temmuzun tasviri yapılıyorsa: Temmuziye, ramazanın tasviri yapılıyorsa: Ramazaniye, atın tasviri yapılıyorsa: Rahşiye, hamamın tasviri yapılıyorsa: Hamamiye
2 Girizgah
Nesip bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen ve basamak görevinde olan beyitlerdir Şair bu bölümde övgüye başlayacağını haber verir 1-2 beyitten oluşur
3 Methiye
Kasidenin sunulduğu kişinin övüldüğü bölümdür Şiir yönü çok zayıf, dil yönü diğer bölümlere göre çok ağırdır
4 Tegazzül
Gazel söyleme anlamına gelir, bütün kasidelerde olması zorunlu değildir Methiyeden sonra şair bir fırsatını düşürüp aynı ölçü ve uyakta bir gazel söyler, buna tegazzül denir
5 Fahriye
Şairin kendini övdüğü bölümdür Fahriyeyi en seven şair Nefi'dir
6 Tac
Şairin kendisi hakkındaki yeni düşüncelerini söylediği bölümdür 2-3 beyit bulunur 'Nefi' çok kullanır(Tac bir bölüm değil sadece şairin isminin geçtiği beyittir)
7 Dua
Kasidenin son bölümüdür Birkaç beyit olur Şair burada övdüğü kişinin başarılı, uzun ömürlü, talihinin iyi olması yönünde dua eder
Kaside ve tarihsel önemleri
Kasideler, sosyal ve kültür tarihi araştırmacısı için önemli bir belge ve bilgi kaynağı olarak değerlendirilebilirlerResmî tarihi vesikalar kadar, edebî metinlerin de tarih araştırmacısı için önemli bir belge olduğunu ispatlayacak mühim kaynaklar arasındadır
Kasideler, ideal devlet adamı profili çizme, sosyal ve ekonomik konularda devrin özelliklerini yansıtma, sosyal hayatın değişik sahnelerini anlatma, tarihî şahsiyetlerin biyografik bilgilerine katkıda bulunma, siyasal ve kültürel tarihin pek çok değişik safhası için yazılmış edebi eserlerdir
Kasideler konularına göre de değişik adlar alırlar Kasideler konularına göre isimlendirilir
Tevhid: Allah'ın birliğini anlatan kısa gazel
Münacaat: Allah'a yalvarmak yakarmak için yazılır
Na'at : Peygamberi övmek için yazılır
Methiye : Devlet büyüklerini övmek için yazılır
Mersiye : Ölüm temalı kasidelerdir
Hicviyye: Alay etmek amacında yazılan kasidelerdir
Şehrengiz:Bir şehrin güzelliklerini anlatan kasidelerdir
Cülusiye: Padişahın tahta geçişine sevinen kişiler için yazılan kasidelerdir
*
Cemreviye:
----------
Divan şairlerinin cemre düşmesi nedeniyle dönemlerindeki büyük kişilere sunmak için kaleme aldıkları kaside türüdür.
Örneklerine az rastlanır.
Cemrenin bahar müjdecisi olması nedeniyle bir bahariye niteliği de taşır. Cemreviyelere genellikle teşbib ile başlanır. Kasidenin diğer bölümlerinde bir değişiklik yapılmaz.
*
Bahariye:
---------
Baharın gelişini, doğadaki değişimleri, çiçeklerin açmasını, kelebeklerin uçmasını konu edinen kasidelerdir.
Dönemlerindeki büyük kişilere sunulup ödüllendirilmek için yazılırlar.
Hemen her divanda bir bahariye bulunması geleneği vardır. Hemen her divan şairinin de bir bahariyesi vardır.
*
Dariye:
-------
Divan şiirinde ev ile ilgili kasidelere dariye adı verilir.
Divan şairlerinin caize (armağan alma) amacıyla ortaya çıkan fırsatçılıkları sonucu gelişmiş bir türdür.
Bazıları gazel tarzında da yazılmıştır. Yeni yaptırılan köşk, saray, yalı benzeri binalar için yazılır.
Şair eserden çok az bahseder hemen yaptıranı övmeye geçer. Binalar için hazırlanan kitabeler de bir tür dariye sayılır.
KASİDE ÖRNEKLERİ
Kaside
Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır
Altında mı üstünde midir cennet-i a'lâ
Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır
İnsâf[ı] değildir anı dünyâya değişmek
Gülzâr[ı]ların cennete teşbîh[i] hatâdır
İstanbul'un evsâfını mümkün mü beyân hiç
Maksûd[ı] hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır
Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır
NEDİM
KASİDE-Yİ HÜLYA
' Sevgili eşime ithaftır '
Ey divane bülbül gel bahara er
Açılmış goncaya sen de gönül ver
Ruhuna hoş gelen bir türkü gibi
Seni saracak aşk rüzgarı eser
Kırmızı renkleri bir kadeh gibi
Açılmış goncalar beni okşa der
Dayanılmaz arzu varsa içinde
Kanatlarında güç, eksik olmaz fer
Nereye koyarım diye düşünme
Sinenin üstüdür güzel olan yer
Tatlı nağmelerle bezenmiş sözler
Kalbin derinine sevdayı eker
Sevda öyle bir şey ki anlamazsın
İnceden inceye bir derdi döşer
Unutmak istersin güzelliğini
Sen istedikçe o derine iner
Bir bedeli vardır güzel sevmenin
Aşık olan çile çekerek öder
Meyhanelerini mesken tutarsın
Sarhoşu olan ten kendinden geçer
Sarılır kadehin ince beline
Yudum yudum içer, arzuyla öper
Her damla düştükçe alevlenir kor
Baktığın yerlere hayali düşer
Divanedir artık taşıdığın can
Harı söndürmeye çöllere gider
Leyla'yı arayan gözlerin artık
Kumların üstünde Mecnun'a döner
Her adım attığın yerde o vardır
Serabına doğru seni sevkeder
Hülya'yı öveyim tatlı sözlerle
Ne güneş doğacak artık ne kamer
Güneş doğmayınca sabah olmaz
Günün ilk ışığı olmaz da seher
Çalkalanan deniz dalgalarında
Yol göstermeyecek artık bir fener
Azgın dalgalarda yol gösterecek
Tam gönlüme göre istenen rehber
Ne kadar derinde olsa da yine
Aranıp çıkartmak istenir cevher
İnciler dizilmiş olur sineye
Bulununca onun gibi mücevher
Ziyasından yoksun kalmış yıldızlar
Gece karanlıkta Hülya'yı bekler
Aşk yarama merhem olacak ilaç
Dünyada Hülya'dır, ahrette kevser
Ey divane bülbül onu övmeye
Sözler yetmez gayri, o tek şaheser
Ey Dermani sende maarifet var
Çile sardıranı sevmektir hüner
Kulunu seversin Yaradan için
Her sevgi içinde Allah'ı gizler
Çektiğin çilenin sevabı varsa
Hem ahirete, hem dünyaya yeter
Günahtan arınmış olanlardan ol
Kurulunca Hak'kın önünde mahşer
Günahı çok olan sana bakınır
Aşık olan canı gıbtayla izler
Ey Allah'ım gonca gülün dalında
Sonsuza dek eksik olmasın amber
Hidayet eyle sen güzel kuluna
Kalbime karşı hep olsun münevver
Şahadeti eksik etme dilinden
Hak'kın üzerine olsun mukadder
Yanlışa düşüp de bocalamasın
Tek kılavuz olsun ona Peygamber
Onun sevgisi var benim kalbimde
Benim sevgim onda olsun muteber
ALİ KAYBAL |
|
|
|
|